|
I. - II. C i l t
Sunus
"Mevlana, "Mesnevi" sine "Birlik Dükkani" demekte, "Mesnevi" yi "Mesnevi'miz,
Birlik dükkanidir;Birden baska ne belirirse puttur." beytiyle övmekte. Birlik
Dükkani.. Her varlik o dükkanda yogrulup yapilmakta, orda sergilenmekte,
satilmakta; orda yipranip gene orda potaya girmekte, yenilenmekte. Sebepler
sonuçlari meydana getirmekte; sonuçlar, gene sebepler haline gelip baska
sonuçlar belirmekte. Bu dükkanin bir ucu, dükkani yapanin kudret elinde; öbür
ucu, sonsuzluga dek gitmekte ve gene o kudret eliyele sonu ön olmakta; her an
yaratilmakta. Bu dükkanin alicisi, saticisinin kendisi." "Mesnevi" Tercümesi ve
Serhi I.-II. Cilt Tercüme ve Serheden Abdülbaki Gölpinarli Dinle, bu ney nasil
sikayet ediyor, ayriliklari nasil anlatiyor. Diyor ki: Beni kamisliktan
kestiklerinden beri feryadimla kadin da aglayip inlemistir, erkek de. Ayriliktan
parça parça olmus bir gönül isterim ki ask ve özlem derdini anlatayim ona.
Aslindan uzak kalan kisi bulusma zamanini arar durur. "Ben her toplulukta
agladim, inledim. Iyi hallilerle de es oldum, kötü hallilerle de. Herkes kendi
zanninca dost oldu bana. Içimdeki sirlarimi ise kimse aramadi. Benim sirrim,
feryadimdan uzak degil, fakat gözde, kulakta o isik yok. Beden candan, can da
bedenden gizli degil; fakat kimseye cani görmeye izin yok. Atestir neyin bu
sesi, yel degil. Kimde bu ates yok ise, yok olsun o kisi. "Ask atesidir ki neye
düstü, ask coskunlugudur ki saraba düstü. Ney, bir dosttan ayrilana estir,
dosttur, perdeleri perdemizi yirtti gitti. Ney kanlarla dolu bir yolun sözünü
etmede. Mecnun'un ask hikayelerini anlatmada. Ney gibi bir zehri, ney gibi bir
panzehiri kim gördü? Ney gibi bir solukdasi, bir hasret çekeni kim gördü?"Bu
aklin mahremi, akilsizdan baskasi degildir, dile de kulaktan baska müsteri
yoktur. Gamimizla günler geçti, aksamlar oldu, günler yanislarla yoldas kesildi
de yandi gittiler. Günler geçip gitti ise, de ki: Geçin gidin, pervamiz yok. Sen
kal ey dost, temizlikte sana benzer yok. Baliktan baska herkes suya yandi, rizki
olmayanin da günü uzadikça uzadi. Ham; piskin, olgun kisinin halini hiç mi hiç
anlayamaz. Öyle ise sözü kisa kesmek gerek vesselam. [ I, 1-18] Hersey
sevgilidir, asiksa bir perde; diri olan sevgilidir asiksa bir ölü. Kimin aska
meyli yoksa kanatsiz bir kusa döner; eyvahlar olsun ona. Sevgilimin isigi önde,
artta olmadikça nasil önü-ardi akil edeyim ben? Ask bu sözün söylenmesini ister;
ayna gammaz olmaz da ne olur? Aynan, biliyor musun, neden gammaz degil? Yüzünden
toz, pas silinmemis, arinmamis da ondan. [ I, 30-34 ] Tanri'dan edebi gözetmek
için basari dileyelim:edepsiz, Tanri'nin lütfundan mahrum kalmistir. [ I, 78 ]
Edepsiz, yalniz kendine kötülük etmez; bütün çevreye ates salar. Su gök,
edep yüzünden isiklarla dopdolu bir hale gelmistir; melek edep yüzünden suçtan
arinmistir, temiz olmustur. [ I, 79;91 ] Ulu bir kisinin sofrasi basinda, ona
karsi kötü zanda bulunmak, harislige kalkismak küfürdür. [ I, 86 ] Asigin
hastaligi, hastaliklardan apayridir; ask, Tanri sirlarinin usturlabidir. Ask
ister bu yandan olsun, ister o yandan; sonunda o yana kilavuzdur bize. Aski
anlatmak, bildirmek için, ne dersem diyeyim, asil aska geldim mi, o sözlerden
utanir-kalirim. Dilin anlatisi aydinlatir, aydinlatir ama, dile düsmeyen, söze
gelmeyen ask, daha da aydindir. [ I, 110-113 ] Dile, ozle; fakat olculu dile,
ozle; bir saman copu bir dagi kaldiramaz. Dunyayi aydinlatan gunes, birazcik
yaklassa hersey yanar-gider. [ I, 140-1 ] Gerçek söz verisleri, gönül
kabullenir; geçici söz verislerse insani tasalandirir. Büyüklerin söz verisleri,
yürüyüp duran bir definedir; ehil olmayanlarin söz verisleriyse akip giden bir
zahmettir, bir eziyettir. [ I, 180-1 ] Tavuskusunun da düsmani ayaklaridir. Nice
padisah vardir ki gücü kuvveti öldürmüstür onu. [ I, 209 ] Bu dünya bir dagdir,
yaptiklarimizsa ses; ses yankilanir, gene bize döner gelir. [ I, 215 ] Çünkü
ölülerin sevgisi eglesmez; çünkü ölü bir daha dönüp gelmez. Dirinin aski
gönüldedir, gözdedir; her solukta gonceden de daha taze bir hale gelir. [ I,
217-9 ] Ölümsüz dirini askini seç çünkü cana canlar katan sarabi odur sana
sunan. Sen bize o padisaha varmaya izin yok deme; kerem sahibi olanlara isler
güç degildir. [ I, 220-2 ] Bu riyazatlar, bu cefalar potanin, gümüsten posayi
ayrimasi içindir. Iyinin, kötünün sinanmasi, kaynayip kötü tortudan ayrilmasi,
üste agmasi içindir altinin. [ I, 232-3 ] Can yolu, kesin olarak bedeni yikar; o
yikintidan sonra da yapar, düzen kosar onu. Altin definesini çikarmak için
yikmistir evi; o defineyle de evi, daha saglam yapar. [ I, 306-7 ] Öfke ile
istek, insani sasi eder; cani dogruluktan ayirir. Garez geldi mi hüner örtülür;
gönülden yüzelerce perde, gelir de gözün önüne çekiliverir. [ I, 333-4 ] O
gönüllere gönül kesilenin haberlerinden birini duy; hani "Namaz ancak gönül
huzuruyla tamamlanir" der. [ I, 382 ] Kim uyaniksa daha da beter uykudadir o;
uyanikligi uykusundan da beterdir onun. Canimiz, Tanri'yla uyanik olmazsa
uyaniklik, bir geçittir, bir bogaz gibidir bize. [ I, 411-2 ] Yolda, bundan daha
sarp geçit yoktur; ne mutlu o kisiye ki yoldasi haset degil. [ I, 433 ] Gumusun
disi aktir, berraktir ama onun yuzunden el de kararir, elbise de. Atesin,
kivilcimlariyla al-al bir yuzu vardir ama yaptigi kotu ise bak, sonundaki
karaligi seyret. [ I, 452-3 ] Hem gam caginda, hem esenlik caginda Tanri'ya
dayanmadan tumden ona teslim olmadan baska hersey duzendir, tuzaktir. [ I, 472 ]
Anlayisi, hatiri keskinlestirmekle Tanri'ya yol bulunmaz; padisahin lutfu ancak
kirilmis, dokulmus gonulleri alir katina. [ I, 536 ] Toprak emindir; ona ne
ekersen hainlik etmez, onu biçersin. Ilkbahar, Tanri fermanini getirmedikçe
toprak gizli seyleri meydana çikarmaz. [ I, 514;516 ] Gozune gorus gucu verdi
mi, gozunde bu alem gibi yuzlerce alem beydahlanir. Sana gore bu dunya pek
buyuktur, sonsuzdur ama bil ki Tanri gucune karsi bir zerre bile degildir. [ I,
527-8 ] Ne vakte dek dunyayi zaptedecegim, varligimla su dunyayi dolduracagim
diyeceksin? Dunya, bastan basa karla dolsa gunes bir bakti mi hararetle hepsini
eritir gider. O hayal kuruslari tutar, hikmet haline getirir; o zehirli suyu
serbete dondurur. O iskiller koparan, zanlar tureten seyleri tam inanc eder; kin
sebeplerinden sevgiler bitirir. [ I, 546-47;549-50] DEVAMI Bir yere on tane mum
getirseler, gorunuste herbiri oburunden ayridir. Fakat isiklarina yuz cevirdin
mi, hic suphe yok ki birinin isigi, oburunden ayird edilemez. Dostun dostlarla
birlesmesi hostur; sen mana etegini tut; gorunus inatcidir, bas ceker. Inatci
gorunusu eziyetlerle erit-gitsin de onun altinda defineye benzeyen birligi
seyret. [ I, 683-84;687-88 ] Tahta kilicla savasa gitme; is basa dusmeden once
bir gor, anla onu. Tahtaysa yuru, bir baska kilic ara; ama elmassa neseyle gel
beri. Kilic erlerin silahligindadir, onlari gormek kimyadir sana. Butun
bilenler, bunu boyle demislerdir, boyle: Bilen alemlere rahmettir. [ I, 719-21 ]
Gulen nar, bagi bahceyi de guldurur; erlerle sohbet seni de erlere katar. Kati
tas olsan, mermer kesilsen bile bir gonul sahibine ulastin mi inci olursun. [ I,
726-7 ] Temiz erlerin sevgisini ta caninin icine dik; gonlu hos kisilerin
sevgisinden baska bir sevgiye gonul verme. Umitsizlik koyune gitme; umitler var.
Karanliga dogru yurume, gunesler var. [ I, 728-9 ] Hadi bir gonuldesten gida ver
gonlune; yuru devleti devlet sahibinden ara. [ I, 731 ] O isigi canlara Tanri
sacmistir; bahti olanlar da eteklerle o isigi toplamislar, elde etmislerdir.
Yuzunu Tanri'dan baskasina cevirmeyen kisi o isik sacisindan elde etmistir.
Kimin ask etegi yoksa o isik sacisindan bir pay elde edememistir. [ I, 765-7 ]
Putlarin anasi, bir put olan nefsimzidir; cunku put yilandir; nefis putuysa
ejderha. Put kirmak kolayidr, pek kolay; fakat nefsi kirip gecirmeyi kolay
gormek bilgisizliktir, bilgisizlik. [ I, 777;783 ] Tanri, bize yardim etmek
dilerse gonlumuze, aglayip inleme istegini verir. Ne mutlu gozdur o goz ki onun
icin aglar; ne kutlu gonuldur ki onun icin yanar-kavrulur. Her aglamanin sonu
gulmektir; sonu goren kisi mutlu bir kuldur. Nerde akarsu varsa orada yesillik
vardir; nerde akan gozyasi varsa oraya rahmet gelir. [ I, 822-25] Inleyen dolap
gibi gozlerinden yaslar sac da can alanindan yesillikler bitsin. Aglamak
istiyorsan gozyasi dokenlere aci; acinmak isitiyorsan sen de aci ariklara. [ I,
826-27 ] Gam gordun mu bagislanma dile; cunku gam, yaptigi isi yaraticisinin
buyruguyla yapar. Tanri isterse gamin ta kendisi nese olur; ayak baginin ta
kendisi hurluk kesilir. Ey ogul, gozunu acarsan yumusaklik suyunun da Tanri
buyruguyla varoldugunu gorursun, ofke atesinin de. [ I, 841-2;857 ] Suyla
toprak, Isa'nin solugunu otlayinca kol-kanat acti; bir kus oldu da uctu. Senin
tesbihin, suyla topraktan meydana gelen bir bugudur ama, gonul gercekligiyle
uflenen soluktan suyla toprak canlanir, cennet kusu olur. [ I, 870-1 ] Kazanan
Tanri sevgilisidir sozunu isit de dayanc yuzunden sebebe sarilmakta tembellesme.
[ I, 919 ] Bir gozumuz var, onda da bircok hastaliklar var; oyleyse yuru kendi
gorusunu dostun gorusunde yok et. Bizim gorusumuze karsilik onun gorusunu elde
etmek, verilenin yerine alinan ne guzel karsiliktir; onun gorusunde butun
dileklerini bulursun. [ I, 926-7 ] Bu dunya zindandir; biz de dunyadaki
mahpuslariz; del zindani kurtar kendini. [ I, 987 ] Geminin icindeki su, gemiyi
batirir; gemi altindaki suysa gemiye arka olur. Mali-mulku gonlunden surmustu de
bu yuzden Suleyman, ancak yoksul adini takinmisti. Agzi kapali testi,
ucsuz-bucaksiz denizin ustunde hava dolu bir gonulle yuzer-gider. Icte yoksulluk
havasi oldu mu insan, dunya denizinin ustunde eglesir. Bu dunya, tumden onun
mulkudur de gonlunun gozunde hicbir sey degildir mal-mulk. [ I, 990-94 ] Imanini
yenile; ama dille soyleyerek degil a gizlice dilegini yenileyen kisi. Dile uyus
yenilendikce iman yenilenemez; cunku nefsin dilegine uyus, o kapinin kilididir
ancak. [ I, 1083-4 ] Herseyin adi, bize gore, gorunusune uygundur; fakat
Tanri'ya gore icyuzune uygundur. Musa'ya gore sopasinin adi sopadir; fakat Tanri
katinda o sopanin adi ejderhadir. Hasili sonumuz ne olacaksa, Tanir katinda
gercekten adimiz odur bizim. [ I, 1244-5;1249 ] Su kaza yuz kere yolunu vursa,
gene senin cadirini gokyuzunun yucesine o kurar. Seni, aman yurduna goturup
dikmek icin, su korkutusunu lutuf, kerem say. [ I, 1265-6 ] Sen zulumle bir kuyu
kazmadasin ama sunu bil ki o kuyuyu kendin icin kaziyorsun. Ipekbocegi gibi
kendi cevreni orme; kendin icin bir kuyu kazacaksan bari boyunca kaz. Zayiflari
yardimcisiz sanma; Kura'an'dan "Allah'in yardimi geldi mi" suresini oku. [
I, 1315-8 ] A filan, insanlarda gordugun nice zulumler var ki bunlar, onlara
vuran, huyundur senin. Inananlar birbirinin aynasidir; bu haberi Peygamber'den
getirirler. [ I, 1324;1333 ] Sen dilersen ates tatli su olur; dilemezsen su da
ates kesilir. Bizdeki su istek de senin icadin; zulumden kurtulmamiz da senin
lutfun. Bu istegi biz istemeden vermissin bize; ihsan definesini herkese
acmissin. [ I, 1341-3 ] Sunu bil ki saflari yaran arslanla savasmak kolaydir;
arslan odur ki nefsini alteder. [ I, 1394 ] Korkmayin sozu, korkanlara sunulan
yemektir; bu yemek, korkanlarin harci olan bir yemektir. [ I, 1435 ] Ey ogul,
cebri, Tanri kimin gozunu acmissa o tanir. [ I, 1472 ] Kim saygi sayarsa,saygi
gorur; kim seker getirirse, badem helvasi yer. Temiz seyler kimler icindir?
Temizler icin. Sevgiliyi hos tut, hosluk gor; incit, incin. [ I, 1500-1 ] Akla
dayanan soz, inci olsa, mercan olsa, cana ait bahis, gene baskadir. Can bahsi,
bir baska duraktir; can sarabinin bir baska kivami vardir. [ I, 1507-8 ]
Tanri'ya sukretmek herkesin boynuna takilmis bir gerdanliktir; herkesi borcudur;
savasmak, yuzunu eksitmekse kimseye borc da degildir; sukur de denmez ona. Her
solugu, Tanri'dan yuzlerce mektup, yuzlerce habercavusu kesilsin; bir Yarabbi
demesine karsilik Tanri'dan, altmis kere buyur kulum sesi gelsin. [ I, 1587 ]
Akli-fikri eren kisilerin istahlari sabradir; helvayi cocuklar arzular. [ I,
1610 ] Soz soylemek icin once duymak, dinlemek gerek. Sen de soze, dinlemek
yolundan gir. [ I, 1636 ] Bir lokmadan haset dogarsa, seni faka dusururse,
bilgisizlik gaflet meydana gelirse, o lokmayi haram bil. [ I, 1655 ] Lokma
tohumdur, verdigi sey de dusunceler. Lokma denizdir, incileri dusunceler. Agza
alinan helal lokmadan, gonulden kulluga bir akis, obur dunyaya gitmeyi kurus
dogar. [ I, 1657-8 ] Dilden, agizdan ansizin cikan soz, bil ki yaydan firlamis
bir oktur sanki. Ay ogul, o ok, bir daha geri donmez; suyu bastan kesmek gerek.
[ I, 1667-8 ] A dil, hem sonsuz bir haznesin sen; hem dermani bulunmaz bir
dertsin sen. [ I, 1711 ] Yandim ben; birisi kavini tutusturmak isterse benden
tutustursun da cercopu alevlensin-gitsin. [ I, 1730 ] Sel selligini yapmaya,
gurleyip akmaya basladi mi basindan kes seli; yoksa her yani rezil eder, yikar
gider. Fakat yikilacakmis alem, varsin yikilsin, gam yemem ben; yikik yerin
altinda padisahin definesi bulunur. Tanri'ya batmis kisi, daha da fazla batmak
ister; can denizinin dalgasi gibi alt-ust olmayi diler. Denizin dibi mi daha hos
gelir ona, ustu mu, onu noku mu daha guzeldir, kalkani mi? A gonul, nes'eyi
beladan ayird edersen, vesvese tarafindan paralanmis olursun. Dilegine erismekte
seker tadi bile olsa degil mi ki sevgili, dilekten vazgecmeni istiyor; vazgec
dilekten. A dost, asiklarin yasayisi olmektedir; gonul vermedikce gonlu
bulamazsin sen. [ I, 1751-7;1759] A gerceklerin ovuncu, gerceklikte bulun, sen
baskosesin; bense kapina esigim senin. Mana bakimindan esik de nedir, bas kose
de ne? Bizim o sevgilimizin bulundugu yerde, biz nerde, ben nerde? A cani
bizden, benden kurtulmus guzel, a erkekte de, kadinda da soze sigmaz, gozle
gorulmez can. Erkekle kadin bir olunca, o bir, sensin; birler de yk olup gidince
kalan, gene sensin. Kendi kendinle hizmet, agirlayis tavlasini oynamak icindir
ki bu ben'i, biz'i meydan getirdin. Boylece de ben'ler, sen'ler bir can olur da
sonunda sevgiliye dalar-gider. [ I , 1791-6 ] Ten gozu gorebilir mi; gamlanman,
gulmen hayale gelebilir mi? Sen gamlanmaya, gulmeye baglanmis gonule, onu
gormeye layik bir gonul deme. Gama, guluse bagli olan kisi, bu iki egreti seyle
diridir. Onu, sonu olmayan yemyesil ask bahcesinde, gamdan, nes'eden, baska ne
de cok meyvalar var. Asiklik bu iki halden de ustundur; baharsiz, guzsuz
yemyesildir, teru tazedir. [ I, 1798-1802 ] Biz balarilarina benziyoruz,
kaliplarsa muma. Kalibi mum gibi goz-goz, ev-ev yaratmis. [ I, 1821 ] Padisahin
kulagi, gozu pencerededir; erkek olsun, kadin olsun, kimin cani neye calisiyor,
onu gozetleyip durur. [ I, 1832 ] Dunyanin lutuflarda bulunmasi, yaltaklanmasi
hos bir lokmadir ama az ye o lokmayi; cunku ateslerle dolu bir lokmadir o. Ates
gizlidir de tadi meydandadir; fakat dumani isin sonunda belirir. [ I, 1864-5 ]
Elinden geldikce kul ol, padisah olma. Top gibi zahmetler cek, mihmetlere
katlan, cevgen olma. [ I, 1876 ] Baharlardan tas yeserir mi hic? Sen de toprak
ol da senden renk-renk guller bitsin. Yillardir gonuller tirmalayan tas oldun;
denemek icin bir zamancagiz da toprak kesil. [ I, 1919-20 ] Nerde mum konan yere
benzeyen bir soluktan parlasam, orada butun bir dunyanin zorluklari cozuldu
demektir. Gunesin bile aydinlatamadigi karanlik bizim solugumuzla kusluk cagina
doner. [ I, 1949-50 ] Bir mumdan yakilan mumu goren, gercekten de asil mumu
gormustur. Boylece o mumun isigi, yuz muma nakledilse, o mumdan yuzlerce mum
yakilsa, sonuncusunu goren bile, asil ilk mumu gormus sayilir. Isigi sitersen
son mumdan al; istersen can mumundan; hicbir farki yoktur. Istersen son mumun
isigini gor; istersen gecmislerin mumunu gor. [ I, 1955-58 ] Zati kendini, onu,
ardi var saniyorsan, bedene baglanmissin, candan mahrumsun. Asagi, yukari, on,
ard, bedenin sifatlaridir; yonsuzlukse aydin canin oz sifatidir. [ I, 2016-17 ]
DEVAMI... A benim canim, bu dunyanin diregi gaflettir; uyaniklik, afettir su
dunyaya. Uyaniklik o dunyadandir; uyaniklik ust gelirse bu dunya alcalir-gider.
Uyaniklik gunestir, umitse buzdur sanki; uyaniklik sudur, bu dunyasa kir. Bu
dunyada umit, haset cosup kopurmesin diye o dunyadan bu aleme birazcik su sizar.
Fakat sizinti, o gizli dunyadan fazlaca geldi mi, ne huner kalir bu alemde, ne
ayip kalir. Bu dunya ile bu dunyanin yolu meydanda olsaydi bile gene pek az kisi
bir soluk orada kalabilirdi ancak. [ I, 2110-11 ] O sestir her sesin, her
nagmenin temeli; ses odur ancak, obur seslerin hepsi o sesin yankisi. [ I, 2116
] Tanrim, bu feryad edenin elinden feryad; kimsenin elinden degil, bu medet
isteyenin elinden medet. Kimsecikten care bulamam; ancak bana benden yakin
olandan care bulurum. Cunku bu varlik, soluktan soluga ondan gelir; varligim
bitince de ancak onu gorurum ben. Hani birisi, sana altin saysa kendine
bakmazsin, hep onu gozetirsin ya, onun gibi iste. [ I, 2205-8 ] Kendi cevreni
tavaf ettikce; kendini tavaf eder sayilirsin? Dinden donmussen sen; nasil olur
da Kabe'ye varmis sayilirsin? Kendindesin sen. Verdigin haberlerin, haber
verenden bir haberi bile yok. Senin tovben sucundan beter. A gecmis hallere
tovbe etmeye kalkisan, su tovbe etmekten ne vakit tovbe edeceksin? Onu soyle. [
I, 2213-15 ] Bu dirhem vermek, comerde layiktir; asikin comertligiyse can
bagislamaktir. Tanri ugruna ekmek verirsin; ekmek verirler sana. Tanri ugruna
can bagislarsin, can bagislarlar sana. [ I, 2244-45 ] Adamlara yillarca
yarin-yarin der, vaatlerde bulunur; halk, kapisinda toplanir, bekler; fakat bir
turlu o yarin gelmez. Insanin icindeki seyin az-cok meydana cikmasi icin uzun
bir zaman gerek. [ I, 2288-9 ] Sivrisinekten tut da file kadar butun
yaratilmislar, Tanri ayalidir. Tanri da ne de guzle bir aile reisi. Calisip
cabalamamizdaki bu gamlar, tasalar, hep bizim varligimizin zorundan, dumanindan
meydana gelir. [ I, 2304-5 ] Tatli yasayan aci olur; bedenine tapan, canini
kurtaramaz. [ I, 2311 ] Allah saklasin, halktan bir umidim yok; kanaatten bir
dunya var gonlumde. [ I, 2371 ] Sen de bir-iki guncegiz yoksullugu dene de
yoksulluktaki iki kat zenginligi gor. [ I, 2382 ] Dinleyen, hem susuz, hem de
arayici olursa, ogut veren, olu bile olsa soyler. Dinleyen, yeni gelmis,
usanmamis olursa, dilsiz bile yuz dilli kesilir. [ I, 2388-9 ] Neyi
guzellestirirler, hos bir hale getirirler, bezerlerse, goren goz icin
guzellestirirler; susleyip puslerler, [ I, 2393 ] "Insanlar icin bezenmistir"
hukmunce Tanri bezemistir kadini; Tanri'nin bezediginden nasil kacilir? Tanri
kadini erkek onunla yatissin erkege es olsun diye yaratti; Adem nasil olur da
Havva'dan ayrilabilir? [I, 2434-5] Kadin. Tanri isigidir, sevgili degil; kadin
sanki yaraticidir; yaratilmis degil. [I,2446] Aklin deveciye benzer, sense
devesin; seni emrine rameder; ister-istemez, diledigi yere ceker, goturur. [I,
2507] Tanri, onu incitsinler de sinanmayi gorsunler diye gizlice, cani bedenle
birlestirmistir. Incitenin haberi yoktur ki bunu incitmek, Tanri'yi incitmektir;
bu kupun suyu irmak suyuyla birlesiktir. Tanri, birisinin butun alemin dayanci,
signacagi zat olmasini murad etmistir de onun icin bedenle ilgilenmistir. [I,
2528-30] Sevgi, acilari tatlilastirir; cunku sevgilerin temeli, insani dogru
yola goturmektir. [I, 2591] Eren, zehir yese bal olur; istekli yerse akli-fikri
kararir. [I, 2614] Sevgi, yalniz dusunce, tamamiyle mana olsaydi namazinin,
orucunun sekilleri de yok olur-giderdi. Dostlarin birbirlerine sunduklari
armaganlar bile dostlugu belirten seylerdir. Bu armaganlar, gizli olan,
gorunmeyen sevgilere taniklik etsin diye sunulur. [I, 2636-8] Peygamber, Tanri
buyurdu ki dedi; ben ne yucelere sigarim, ne asagilara; A ustun er, sunu bil ki
ben, ne yeryuzune sigarim, ne gokyuzune, ne de Ars'a. Sasilacak sey su ki inanan
kisinin gonluna sigarim ancak; beni ariyorsan gonullerde ara. [I, 2664-6]
Gonlundekini gizleme de gonlumdekiler meydana ciksin; gucum neye yeterse buyur,
hemen yapayim. [I, 2693] Ses diyordu ki: Comertlik, yoksullari, zayiflari
aramakta; guzellerin, cilali, tozsuz-passiz ayna aramalari gibi hani. Guzellerin
yuzleri, aynayla bezenir; ihsanin yuzu de yoksulla belirir. Bunun icindir ki
Tanri, "Vedduha" suresinde "Ey Muhammed" buyurdu, "Yoksula pek bagirma". [I.
2756-8] Usta, hangi hunerle taninirsa kalfalarin, ciraklarin canlari da o
hunerle ovunur. [I, 2841] DEVAMI... Butun bu bilgilerin icinde olum gunu yol
azigi olacak bulgi, yokluk bilgisidir. [I, 2846] Dunyada zamanin allamesi ol
istersen. Iste simdicek su dunyanin yoklugunu gor, zamanin gecip gittigini
seyret hele. [I, 2857] Ogul, butun dunyayi testi bil; hem de agzina dek
bilgiyle, guzellikle dopdolu bir testi. Fakat bu bilgi, bu guzellik, dolu olusu
yuzunden derisine sigmayan zatin, guzellik Diclesinden ancak bir katre. Gizli
bir defineydi, dopdolu oldugundan costu, kopurdu; topragi daha parlak bir hale
getirdi. Gizli bir defineydi, dopdolu oldugundan costu, kopurdu; topragi daha
parlak bir hale getirdi. [I, 2873-5] Acikinca kopek oluyorsun; kizgin, gecimsiz,
kotu damarli kesiliyorsun. Fakat doyunca da bir les kesiliyorsun; divar gibi hic
birseyden haberi olmayan, ayagi bulunmayan biri lup gidiyorsun. Bir soluk les
oluyorsun, bir soluk kopek. Arslanlarin yolunda nasil yelip yortacaksin? [I,
2885-6] Eger tamamiyle zorluklara daldinsa, daralip kaldinsa sabret; sabir
genisligin anahtaridir. [I, 2920] Sakin dusuncelerden sakin. Dusunce arslandir,
yaban esegidir, gonullerse ormanlar. [I, 2921] Perhizler, gercekten de ilacin
temelidir; perhiz et de canindaki gucu-kuvveti seyret. [I, 2923] Piri sec,
pirsiz bir yolculukta pek buyuk bir afetler, korkular, tehlikeler vardir. Bircok
kere gittigfin yolda bile kilavuz olmadikca per-perisan olursun. [I, 2955-6] Her
zahmete ofkelenmede, kin gutmedesin; peki ama silahlanmadan nasil ayna
olacaksin? [I, 2992] Kimin bedeninde, atese tapan nefis olduyse, gunes de onun
buyruguna ram olur, bulut da. Gonlu isik yakmayi, aydinlanmayi ogrenen kisiyi
gunes bile artik yakamaz. [I, 3016-7] Tanri'yi bir bilmek nedir? Kendini, o
birin onunde yakip yandirmak. Gunduz gibi isiyip durmayi istiyorsan geceye
benzeyen varligini yakadur.Bakiri kimyada eritir gibi varligini, onun varliginda
eirt-gitsin. Iki elinle ben'e bis'e simsiki yapismissin; butun bu yikintilar
ikiliken meydana gelmededir. [I, 3021-4] DEVAMI... Savasci arslanin pesine dusen
kisinin kebabi gece-gunduz eksik olmaz. [I, 3036] Onu zatindan baska hersey
fanidir; madem ki onun zatinda fani degilsin, varlik arama. [I, 3064] Onun
elinde, her olmayacak sey, olacak hale gelir; her basi ceken yatisir, râm olur.
[I, 3080] Her peygamberin, her erenin bir yolu-yordami vardir; fakat degil mi ki
Tanri'ya goturmede, hepsi de birdir. [I, 3098] Ey Tanri, cana sen o duragi
goster ki orada soz, harfsiz biter. Goster de tertemiz can, basini ayak yapsin
dao uzak mi uzak, o genis mi genis yokluk alanina girsin. [I, 3104-5]
Parca-bucuktan bir araya gelisi, sayiya giris, darliga sebeptir am ama
duygularimiz, bizi bir araya gelis alemine ceker. O duygularla birlik alemini
bil, anla da biri istiyorsan o yana at sur. [I, 3110-1] Akilli o kisidir ki
cekilen beladan, dostlarin olumunden ibret alir. [I, 3126] Noksan sifatlardan
munezzeh olanin huzurunda gonlunuzu koruyun, gozetin de kotu zanlar yuzunden
utanca dusmeyin. O, gizli seyleri de, dusunceleri de, kuruntulari da, arayip
taramalari da, ari-duru sutun icindeki kil gibi gorur. [I, 3156-7] Sekilden
gecip gonlunu aritan kisi, gizli seylere ayna kesilir. Bizim gizli seylerimizi
de, his suphe yok ki anlar; cunku inanan, inananin aynasidir. [I, 3157-8]
Dostlarin ziyaretine eli bos gelmek, degirmene bugdaysiz gitmektir. [I, 3183]
Ana rahmindeki cocuk gibi azicik oyna, kimilda da, sana isiklari goren duygular
versinler. [I, 3192] Varligin aynasi nedir? Yokluk. Ahmak degilsen yoklugu sec.
[I, 3213] DEVAMI ... Cunku gercekten de ziddi meydana cikaran onu ziddi olan
seydir; bal, sirkeyle belirir. [I, 3223] Kendisini olgun sanansa, ululuk sahibi
Tanri'ya, bu zanni yuzunden ucup ulasamaz. A sapik, olgunluk zannindan,
vehminden daha beter birsey yoktur senin caninda. Senden bu kendini gorus
gidinceye dek gonlunden, gozunden cok kanlar akar. [I, 3225-27] Irmak, kendi
kendisini nerden aritacak? Adamin bilgisi, Tanri bilgisiyle fayda verir. Kilic
sapini nerden kesecek? Yuru, bu yarayi cerraha goster de iyilestir. Hic kimse,
yarasinin kotulugunu, cirkinligini gormesin diye her yaranin ustune sinek user.
O sinekler, senin dusuncelerindir, mallarindir; yaran da hallerindeki karanlik.
[I, 3233-36] Tanri, utanci yuz batman agirliginda bir demir haline koymustur;
nice kisiler, gorunmez baglarla baglanip kalmistir. Ululanmayla kafirlik, o yolu
oyle bir baglamistir ki ululanan, kafir olan, acikca ah bile edemez. Tanri
"Boyunlarina zincir vurduk, baslarini yukariya kaldirmislardir, indiremezler"
dedi. O zincirler bizden disarida degil. [3252-4] Senin guzelin, asil guzelin
yuzune engel; senin mursidin, asil mursidin sozunu dinlemene engel. Nice
kafirler var ki din sevdasina dusmustur; fakat suna-buna karsi ululanmak, ad-san
kaygisi, onlara baglidir. [I, 3257-8] Hayir, umitsizlenme; neselen, sevin; o
feryada erisene karsi feryad et. De ki: A bagislamayi seven, bagisla bizi; a
eskimis, yerlesmis, muzminlesmis hastaliklarin hekimi de, yalvar. [I, 3264-5] A
kardes, sana akip gelen hikmet, Abdal'in kaynagindan geliyor, sende egreti bu.
Ev, kendinde bir isik bulmustur ama o isik, aydinlanmis bir komsudan
parlamistir. Sukret, aldanma, ululanma; kulak ver, hic kendini gorme. Yuzlerce
yaziklar olsun, yuzlerce eyvahlar olsun ki bu egreti hal, ummetleri ummetlikten
uzaklastirir. [I, 3267-9] Kulum, koleyim o kisiye ki, her konakta, bir sofra
basina cokecegini ummaz. Adamin, bir gun evine ulasabilmesi icin bircok
konaklari birakip gitmesi gerek. [I, 3280-1] Kendini goren, birinin sucunu gordu
mu, icinde cehennemden bir alevdir, belirir. O ululanmaya da din gayreti adini
takar; kendindeki o atese tapan nefsi gormez bile. Din gayretinin belirtisi
bambaskadir; butun bir dunya o atesle yesermistir. [I, 3360-2] Nice kisiler
vardir ki ibadet ederek yol azitmislardir; ibadetleriyle Tanri raziligina
ulasmaya, sevap elde etmeye gonul vermislerdir. Oysa, bu gizli bir suctur; nice
bulanik seyler vardir ki sen ariduru sanirsin. [I, 3397-8] Tanri sarhosundan
baska butun halk cocuktur. Nefis isteginden kurtulan kisiden baskasi ergen
degildir. [I, 3443] DEVAMI.. Tanri "Kitaplari yuklenmistir." dedi; O'ndan
olmayan bilgi, yuk olur adama. O'ndan olmayan, vasitasiz olarak O'ndan gelmeyen
bilgi, gelin bezeyen kadini surdugu renk gibi tutmaz, ucar-gider. Fakat bu yuku
de bir iyi tasirsan yukunu alirlar, bir hosluk bagislarlar sana. Kendine gel de
hevesine uyup o yuku tasima; taisma da icindeki bilgi ambarini gor. Boylece de
rahvan giden bilgi atina bin;ondan sonra sirtindaki yuk duser gider. [I,
3461-65] Kendini, kendinin huylarindan arit da apari ozunu gor. O vakit
kitapsiz, muzakereci olmadan, hocaya basvurmadan, peygamberlerin bilgilerini
gonlunde gorursun. [I, 3473-4] O suret, goge de sigmaz, Ars'a da, ferse de.
Denize de sigmaz, baliga da. Cunku bunlar sinirlidir; sayiya sigar seylerdir.
Gonul Gonul aynasininsa, bil ki siniri yoktur. Burada akil ya susar, ya yol
azitir, yiter-gider Cunku gonul, ya odur, yahut da odur gonul. [I, 3500-3]
Gonullerini cilalayanlar, kokudan da kurtulmuslardir, renkten de. Her solukta,
durmadan, dinlenmeden bir guzellik seyrederler. Bilginin seklini, kabugunu
birakmamislardir da gozle goruse inanma bayragini yuceltmislerdir. Dusunce
gitmistir de aydinliga kavusmuslardir; varliklarini bogazlamislardir da irfan
denizi kesilmislerdir. [I, 3505-6] Herkesin urktugu, kactigi olume bile aci-aci
gulumserler. Kimsecikler, onlarin gonullerine bir zarar veremez; sedefe zarar
gelir, inciye gelmez. [I, 3507-8] Beden ana gibi can cocuguna gebedir; olumse
dogum sancisidr, dogum titreyisidir. Gecip gitmis canlarin hepsi de, o neseli
can nasil dogacak diye beklesir. [I, 3527-8] DEVAMI... Peygamber dedi ki:
Birisinin gozunun ustune parmacigini koydun mu, o kisi, dunyayi gunessiz gorur.
Bir parmak bile Ay'a perde oluyor; bu, padisahin, ayiplari ortmesinden bir
belirti. Bir nokta dunyayi ortuyor; bir surcus yuzunden gunes tutuluyor.
Dudaklarini yum da denizin dibine bak. Tanri, denizi de insanin hukmu altina
sokmustur. [I, 3568-71] Su akip duran iki goz kaynagi gibi hani; gozlerimiz,
gonlun, canin buyruguna uymustur. Gonul dilerse goz, zehiri, yilani gorur; gonul
dilerse, gozu parca-bucuklarda hapseder. Bu bes duygunun her biri, luleler gibi,
gonlun dilegiyle, gonlun buyruguyla is gorur. Gonul ne tarafa buyurursa bes
duygu, eteklerini cemrer de o yana kosar. Musa'nin elindeki sopa, nasil Musa'ya
uymussa elle ayak da, apacik, gonlun duygusuna uymustur. Gonul isterse ayak
oyuna dalar; yahut da yavas yuruyusu birakir, hizli yuruyuse kacar. [I, 3575-82]
Gonul dilerse el, parmaklarla hisaba koyulur; yahut da tutar, kitap yazar. Gonul
acaba Suleyman'in muhrunu mu buldu ki bu bes duygunun yularini da eline almis;
Bes duyguyu, disaridan buyruguna almis kolaycacik; icerideki bes duygu da gene
onun buyrugunda. On duygu, yedi uvuz...daha da dile gelmez neler de neler. Sen,
artk say. [I,3583;3588-90] Oyleyse sen de hangi esi istiyorsan, var, ona git;
onda yok ol, onun seklinde, onun huylarina burun. Isik istiyorsan isiklanmaya
hazirlanan; uzaklasmak istiyorsan, kendini gor, uzaklas. Yook, eger su yikik
zindandan kurtulmak istiyorsan, dosttan bas cekip ayrilma; "Secde et de yaklas"
[I, 3618-20] Gonul tahti, degil mi ki nefis isteklerinden arindi; artik "Rahman
Arsa hakimdir; diledigi gibi tasarruf eder" ayetinin hukmunu seyret. Bundan
boyle, Tanri ,gonule vasitasiz hukmeder; cunku gonul, bu baglantiyi elde
etmistir. [I, 3678-9] Kendine bir bak, korkudan titreyip duruyorsun. Bilki
yokluk da boyle tir-tir titremektedir. Yuce mevkiler elde etsen bile gene
kaybetmek korkusundan can cekisirsin. Guzeller guzeli Tanri askindan baska ne
varsa hictir; seker bile yesen can cekismektir.Hatta can cekismek de ne? Olume
ugramaktir. Abihayata el atmamaktir. [I, 3697-3670] DEVAMI... Atese benzeyen
sehvet, yanip durdukca eksilmez; o, ona, dilegini vermemekle eksilir. Bir ates
odun attikca hic soner mi? Hic odunu yakmaz mi? Fakat odun atmazsan ates soner;
cunku bu cekinmek, atese su serper. [I, 3461-65] Alem onsekiz bin de olsa, daha
fazla da olsa her goz, bu onsekizi goremez. Zaten her esinti, her zerre bir
pencere; fakat gozu acik olmayan, orada bir kapi var diyebilir mi hic? [I,
3769;3779] Cocuk canlanacagi vakit ona, gunes yardimci olur. Gunes yuzunden
cocuk; oynamaya baslar; gunes, hemencecik can bagislar ona. Ana karnindaki
cocuga gunesin isigi vurmadikca obur yildizlardan, sekilden baska birsey elde
edemez. Ana karnindaki cocuk, guzel yuzlu gunese hangi yoldan baglanir, bu
ilgiyi nasil bulur? Bizim duygumuzdan uzak olan gizli bir yoldan. Gokyuzundeki
gunese nice yollar var. Bir yol var, altin o yoldan, gunesten gidalanir. Bir yol
var, tas o yoldan, gunesin tesiriyle yakut olur. Bir yol ki la'le kizil bir renk
verir. Bir yol ki nala simsek bagislar. Bir yol ki myvayi oldurur, bir yol ki
saskina yurek yurek verir. [I, 3789-96 ] Ofke padisahlara padisahtir da bizim
kolemiz. Ben, ofkeye de gem vrumusumdur. [I, 3505-6] Gece, gunduzun isini-gucunu
giderir; akli bastan alan, yakip yandiran su cansizliga bak hele. Derken gene
gunduzun isigiyla gece yok olur-gider; o yalimi arttikca artan atesle cansizlik
yanar. O uyku, o duygusuzluk, karanliktir ama Abihayat da karanliklar icin de
degil mi? Akillar o karanliklarla yenilenmiyor mu? Sarki soyleyenin duraklamasi
sesine ses katmiyor mu? Zitlar zitlarla beliriyor. Tanri, kalbin icindeki kara
noktada aydinlik yaratmistir. [I, 3507-8] Onun eli, kiriklari sarar, onarir;
onun kirmasi, gercekten de onarmaktir. Fakat sen kirarsan, gel, yap bakalim der;
yapamazsan; elin, ayagin yok ki. Demek ki kirmak, kirilani onaran kisinin
harcidir. Dikmeyi bilen, yirtar da; neyi satarsa, yerine daha iyisini alir o.
[I, 3527-8] DEVAMI...
S E C O N D V O L U M E ( I K I N
C I C I L T )
"Hicbir sey
yoktur ki hazineleri indimizde olmasin; ama biz onu, bilinen miktardan fazla
indirmeyiz." Toprak susuz kerpic olmaz; ama su da cok olursa gene kerpic olmaz.
[II,Onsoz] Bu agzi yum da apacik gor: O dunyanin gozbagi, bogazdir, agzidir.
[II, 11] Akil, bir baska akilla cift oldu mu, isik cogaldi, yol belirdi
demektir. Fakat nefis, bir baska nefisle sevindi mi, karanlik artar, yol
belirsiz olur. [II, 26-7] Gonul aynasi arindi, tertemiz oldu mu, sudan,
topraktan disari, sekiller gorursun. Hem resmi gorursun, hem ressami; hem devlet
yaygisini seyredersin hem yayani. [II, 72-3] Guzel guzeli ceker; bunu bil de
ona, "Temizler, Temizlerindir" ayetini oku. Dunyada hersey, birseyi cekmistir;
sicak scagi cekmistir, soguk sogugu. Asli olmayanlar, asli olmayanlari
ceker-durur. Olumsuzler de olumsuzlerden sarhostur. Cehennemlikler
cehennemlikleri ceker; isiklilar isiklilari ister. [II, 80-2] Nice dualar vardir
ki ziyan etmedir; olup gitmedir; noksan sifatlardan munezzeh Tanri, ululugundan
duymaz o duayi. [II, 141] DEVAMI... Malini, duzenbaz bir dusman alip-gotururse
bir yol kesen, bir yol keseni goturmus olur. [II, 135] Dunyada diken tohumunu
eken kisi; kendine gel, onu gul bahcesinde arama sakin. [II, 154] Sufinin
defteri, harflerin karalamasi degildir; kar gibi bembeyaz gonulden baska defteri
yoktur onun. [II, 1160] Canlarin gunesi de, bizim beden pencerelerimizin icinde
birbirinden ayrilir. Fakat gunes degirmisine baktin mi, zaten birdir o; ama
beden perdeleriyle ortulen, zanna, supheye dusmustur. Ayrilik, Hayvani Ruhtadir;
Ruh-i Insaniyse zaten birdir. Cunku Tanri, isigini sacmistir onlara, onun isigi,
imkani yok, ayrilmaz, paralanmaz. [II, 186-189] Insanlarin yerinde ev kurma.
Kendi isini kendin gor; yabancinin isini gorme. Yabanci da kim? Senin topraktan
yapilmis bedenin; hani gamlanan, onun yuzunden ya; o iste. O iki yuzlu, bedenine
misk surer de canini, kulhanin ta dibine atar. [II, 263-264;268] Bedenine
yagli-balli yemekler verdikce ozunde bir semizlik goremezsin. Beden, miskler
icinde olsa gene de olum gunu, pis kokusu duyulur. Miski bedenine degil, gonlune
sur; misk nedir; ululuk sahibi Tanri'nin tertemiz adi. [II, 265-267] Dusuncen
gulse gul bahcesisin; dikense kulhanina atilacak odunsun. [II, 278] Hikmeti
istedigin kadar soyle; sen ehil degilsen uzaktir o senden. Ister yaz, belirt,
Ister soyle, anlat; faydasi yok. O senden yuzunu gizler a inatci, baglarini
koparir da kacar senden. Fakat yanar-yakilirsan, okumasan bile yanisini gorur de
o bilgi, elinde alismis bir kusa doner. O, her usta olmayan kisinin yaninda
durmaz. Koylunun evindeki tavus kusu gibi hani. [II, 318-322] Sana, Tanri'yi
anmaya, ona dua etmeye izin verildi; o dua edisten gonlune bir ululuk geldi.
Kendini Tanri'yla konusuyor gordun; hey gidi-hey, niceler var ki bu zan yuzunden
Tanri'dan ayri dustu. [II, 339-40] Dini, babandan bedava miras olarak buldun, o
yuzden basini diktin, sukretmiyorsun. Mirasa konan adam, malin degerini ne
bilecek? [II, 373-4] Aglatirsam rahmetim cosar; o cosup kopuren de nimetlerimi
yer-icer. Birisine, birseyi vermek istemezsem, o istegi de vermem, o seyi de
belritmem ona; fakat birinin gonlunu de daralttim mi, gonlunu acarim,
ferahlatirim onu. Acimam, o guzel aglayislara baglidir; birisi agladi mi aciyis
denizi kabardi, dalgalandi demektir. [II, 374-76] Can, birisinin yuzune seker
gibi guldum mu, halkin eksi yuzunden ne zarar gelir ona? [II, 415] DEVAMI...
Cop, copcesine suyun ustunde akar-gider; duru suysa bulanmadan akar- durur. [II,
420] Can Isa'n seninle beraber, ondan yardim iste; hos bir yardimcidir o.
Isa'dan beden diriligini arama; Musa'ndan Firavun'un dilegini dileme. Gonlune,
gecim dusuncesini az getir. Sen kapida, kapi esiginde ol da, nese az gelmez,
rizkin azalmaz. [II, 451;454-455] Bu beden, canin otagidir; yahut da Nuh'un
gemisine benzer. [II, 456] A bize guc seyleri kolaylastiran, dunyada, olmayacak
seylerden sen bizi kurtar. Rizik diye gosterdigin meger tuzakmis. Herseyi
nasilsa oyle goster bize. [II, 467-468] Zanlar, kimi cagda yanlis olur ama bu ne
bicim zandir ki yoldan kor olarak geliyor? A baskalarina aglayan goz, gel, bir
zamancagiz otur da kendine agla. Dal, aglayan bulutun yuzunden yeserir,
tazelesir; mum, aglayisi yuzunden daha da aydin bir hale gelir. [II, 479-481]
Bir parilti vurmasa da denizden su cekebilecek hale gelinceye dek iyi dostlardan
gelen parilti, gerekli bir seydir. Ilk once gelen aksi taklit bil; ardi-ardina
gelmeye basladi mi, gercek olur artik. Gercek akse ulasincaya dek dostlarindan
ayrilma. Sedefi birakma; o katre daha inci olmadi ki. [II, 567-569] Her
peygamber, ummetine, temiz bir yurekle, size getirdigim haberlere karsilik, bir
ucret istemiyorum dedi. Ben kilavuzum dedi, size musteri Tanri'dir; Tanri, benim
tellalligimin karsiligini iki bastan da verdi. [II, 575-576] Sabir, iman
yuzunden bas taci olur; cunku sabri olmayanin imani yoktur. Peygamber, yureginde
sabir olmayanin, Tanri'ya imani yoktur dedi. [II, 601-602] DEVAMI... Varlik
alemi carelerle dopdolu ama Tanri, sana bir pencere acmadikca, hicbir caren
yoktur. Simdi, ondan haberin bile yok ama ihtiyacin oldu mu, onu belirtir Tanri.
[II, 683-4] Tanri'yi, Tanri'ya mensub olmayi istiyorsan yokluga don. Bu yokluk,
gelir yeridir; kacma ondan... Bu varlik da, az-cok, gider yeridir. [II, 689-90]
Sevgilinin sekli yoktur. Ister bu dunyanin aski olsun, ister o dunyanin, bu,
boyledir. [II, 704] Gunesin isigi duvara vurdu, onu isitti; duvar egreti bir
isiktir, elde etti. A yuregi temiz er, ne diye bir kerpice gonul verdin? Hic
sonmeden isiyani ara. [II, 709-10] A kisi, sen hem kendi aklina asiksin, hem de
kendini puta tapanlardan ustun goruyorsun. Duyguna vuran akil isigidir; onu,
bakirin ustundeki altin yaldiz gibi egreti bil. Insandaki guzellik de altin
yaldizdir; oyle olmasaydi guzellik kart esege doner miydi? [II,711-13]
Azar-azar, yavas-yavas, o guzelligi alirlar ondan...Azar-azar, yavas-yavas,
fidan kurur gider. Yuru "Yasattigimizin gucunu-kuvvetini azaltiriz" ayetini oku;
gonle girmeye, gonul almaya bak, kemige gonul verme. [II, 715-16] Cunku gonul
guzelligi gecmez guzelliktir; o guzelligin devleti abi hayatin sakiysidir. Su da
kendidir, sakiy de kendi. Tilsimin kirildi mi, her ucu de bir oldu gitti. Fakat
bu birligi, kiyas yoluyla anlayamazsin sen [II, 717-19] Esegin sirti hem
dukkandir, hem maldir, hem kazanc... Inciye benzeyen gonlun, yuzlerce bedenin
sermayesidir. [II, 727] Esek nefsin bosanmis kaciyor; bir kaziga bagla onu; ne
vakte dek isten, yukten kacip duracak? Ister yirmi yillik yol olsun, ister otuz
yillik, ister ikiyuz yillik. Ona sabir yukunu yuklemek, ona bu yuku tasitip
goturmek gerek. [II, 730-31] Birisi, ansizin bir define buluverir de, ben de
bunu istiyordum iste; artik isle-gucle, dukkanla ne isim var der. Baht isidir
bu; ama pek az olur boyle sey. Bedende guc-kuvvet oldukca calisip kazanmak
gerek. Calisip cabalamak, define bulmaya engel degil ya. Sen isten ayak cekme de
kismetse o da arkadan gelsin. [II, 734-36] Garibin biri, tez-tez bir ev
aramadaydi... Bir dost, onu aldi, yikik bir eve goturdu. Eger dedi, su evin
tavani olsaydi, evin evime bitisik olurdu. Eger arada bir de baska oda olsaydi
ayalin dincelirdi. Garib, evet dedi, dostlara bitisik olmak hostur ama bu sivri
egerin ustunde oturulmazki. [II, 740-43] Mihengin varsa, altini sec, yoksa yuru,
bilgine git, kendini rehin et. Ya da caninda mihenk olmali. Yolu bilmiyorsan
yalniz yola dusme. [II,747-48] DEVAMI... Is yapan, is yurdunda gizli; is yurduna
git de onu apacik gor. Is yurdu, madem ki is yapanin yeri; ordan disarda kalan,
gaflete dusmustur. Oyleyse is yurduna, yani yokluga gel de sanati da, sanatkari
da bir arada beraberce seyret. [II, 760; 762-63] Sen, ben filan kisiden asagi
miyim ki bahtim, talihim dustukce dusuyor diyorsun, ona hased ediyorsun. Zaten
haset bir baska eksiklik, bir baska ayip... Hatta butun asagiliklardan asagi,
beter birsey. [II, 805-806] Hic kimse Tanri'dan arlanmaz; Tanri'ya hasetr eden
kisi, hicbir yerde yoktur. [II, 814] Demiri yumusatan, altini ari-duru bir hale
koyan ates, ayvaya, taze elmaya yarar mi hic? Elmanin; ayvanin da az bir hamligi
olabilir; fakat olgunlasmasi icin demiri yumusatan ates gerekmez, az bir hararet
yeter. Demireyse o hararet, o az yalim yetmez. Cunku demir, o ejderhanin
yalimini ceker-durur. Demir, zorluklar ceken yoksuldur. Orsun altinda, atesin
icinde benzi kipkizildir, hos bir haldedir. [II,829-32] Gonul olmazsa beden,
konusmayi ne bilsin? Gonul aramazsa bedenden, arastirmayi ne anlasin? [II, 839]
Insanoglu dilinin altinda gizlidir; su dil, can kapisinin perdesidir. Yel
perdeyi kaldirdi mi, evin icinde ne var, belirir bize. O evde inci mi var,
bugday mi, evin ici altin hazinesi mi, yoksa yilanlarla, akreplerle mi dolu?
Yoksa iceride define mi var da kiyisinda yilan bekliyor? Cunku altin definesi de
bekcisiz olmaz ya. [II, 847-50] Atesi sozle bildin, tam inanca erdin; fakat
olgunlugu ara; bilip inanmada konaklama. Yanmadikca gozle gorup inanmaya
erisemezsin; bu inanci istiyorsan atese dal, ates icinde otur. [II, 862-63]
Kulak da gormeye baslarsa goz kesilir, yoksa soz, ancak kulakta kalir. [II, 864]
DEVAMI... Bir pire icin yepyeni kilimi yakmayalim; senden de goz yummak dogru
degil. [II, 873] Herkes onceden kendi ayibini gorseydi, hic kendini duzgun bir
hale sokmayi elden kor muydu? A babam, bu halkin, kendisinden haberi bile yoktur
da insanlar, birbirlerinin ayiplarini soylerler. [II,883-84] Irmak kiyisinda
suyu sakinan, suyu gormeyen kisidir. [II, 896] Nekeslik, verilecek karsiliklari
gormemektir; inciyi gormesi denize dalani sevindirir. [II, 900] Comertlik gozden
geliyor, elden degil. Gorustur is goren; gozu gorenden baskasi kurtulamadi
gitti. [II, 902] And olsun o Tanri'ya ki peygamberleri, hem de ihtiyaci
oldugundan degil, lutfundan, ululugundan gondermistir. Paril paril parlayan o
isik, canlara vurdu da Adem, o isikla bilgi sahibi oldu. Hani Ibrahim'in cani o
isikla isiklandi da hic kayirmadan ates yalimlarina daldi. [II, 908; 912;915]
Sende ne var, sen ne elde ettin; denizin dibinden nasil bir inci cikardin? Olum
gununde bu duygu kalmaz; can isigin var mi ki gonlune dost olsun? Mezarda bu
goze toprak dolar. Korun bile gozunu aydinlatacak isigin var mi? [II, 941-43]
Meyvalar once gonul dusuncesindedir; sonunda meydana cikar, gorunur. Bir is
yaptin, agac diktin ya; sonunda, ilk harfi okudun demektir. [II, 973-74] Senden
bir iyilik, yahut kotuluk meydana gelmeden, bir zamancagiz bile issiz-gucsuz
oturamazsin. Bu ise koyulma istegi de, gizledigin meydana ciksin diye satasir
sana. Dusuncen, ipin ucunu cekip durdukca ten igi nasil durabilir ki? [II,
999-1000] DEVAMI... Bu dunya da durmadan dogurur, o dunya da. Her sebep anadir,
eseri de dogurdugu cocuktur. Fakat eser de dogdu mu, sebep kesilir de o da
sasilacak eserler dogurur. Bu sebepler, soydan-sopa surer gider ama gormek icin
adam akilli aydin bir goz gerek. [II, 1002-4] Bil ki gorunen sekil, yok
olur-gider; mana alemidir olumsuz olan. Niceye bir testinin sekliyle oynayip
duracaksin? Birak testinin seklini, suyu ara. [II,1022-23] Dunyadaki su kalip
sedeflerinin hepsi de can denizinden diridir; Ama her sedefte inci yoktur;
gozunu ac da her birinin gonlune, icine bak. Onda ne var, bunda ne var; sen onu
sec. Cunku o deger bicilmez inci, pek az bulunur. [II, 1024-26] Gonlune gelen
bir tek dusunceden(se), yuzlerce dunya, bir anda bas-asagi devrilir-gider. [II,
1031] Demek ki goruyorsun, dunyada her huner, her sanat, bir dusunceyle durmada,
olmada. Evlerin, kosklerin, sehirlerin, daglarin, ovalarin, nehirlerin;
Yeryuzunun, denizin, gunesin, gogun, baligin deniz yuzunden diri oldugu gibi,
dusunceyle diri oldugunu goruyorsun da, Neden korlesiyorsun; neden aptalliktan
beden, sana Suleyman gorunuyor da, dusunce, karinca oluyor? [II, 1036-39]
Bilgisizlikten golgeyi insan goruyorsun da, bu yuzden sence insan, bir oyuncak,
degersiz birsey. Hele dur; bir gun o dusunce, o hayal, ortusuz, perdesiz, bir
kanat acsin... O vakit gorursun ki daglar, pamuk gibi yumusamis, su soguk-sicak
yeryuzu yok oluip gitmis Bir tek diri ve guzel Tanri'dan baska ne gok gorursun,
ne yildiz, ne de bir varlik. [II, 1044-47] Davud'un sesi pek guzeldi ama guzel
sesten anlamayana bir sopadan cikan sesti ancak. [II, 1076] Insanin asil gidasi,
Tanri isigidir; ona hayvan gidasi vermek layik degildir. Fakat hastalik
yuzunden, gonul buna dustu; gece-gunduz su icmede, toprak yemede. Bunu yiyenin
yuzu sararir, ayaklari gevser, yuregi oynar. Nerde bu gida, nerde yol-yol
goklerin gidasi. O gida, devlete erisen oz kullarin gidasidir; o, bogazsiz,
aletsiz yenir. [II, 1085-88] DEVAMI... Gonul, her dosttan bir gida alir; gonul,
her bilgiden bir temizlik elde eder. [II, 1091] Insan yesillige bakti mi, gonlu
hoslanir, gamsiz bir hale gelir,sevinir, neselenir. Canimizla nese kavustu mu,
bizden iyilikler, bagislar dogar. [II, 1097-8] Can da toprak oldu, izleri de...
Topraginda da onun ayak izleri var. Bu ize kavusmak icin toz ol ki basi yuce
kisilerin baslarina tac olasin. [II, 1178-9] Kulli can,parca-bucuk cana catti;
can ondan bir inci aldi, koynuna koydu. Meryem, nasil gonuller kapan Mesih'e
gebe kaldiysa can da koynuma koydugu o inciden gebe kaldi. [II, 1186-7] Bu
sozler, mana bakimindan, Ya Rabbi sozune benzer...Harfler, tatli dudaktan cikan
soluga tuzaktir. Kulun, Ya Rabbi demesine karsilik, buyur kulum cevabi gelirse
nasil susar, nasil Ya Rabbi demez kul? Bir buyur kulum var ki duymana, isitmene
imkan yok; fakat bastan sona dek de tadabilirsin onu. [II, 1192-94] Suyun sesine
daha fazla asik olan, duvardan daha buyuk tas koparir, atar...O, suyun sesinden,
bogazina dek saraba batar; yabanciysa "bluk" sesinden baska birsey duymaz. [II,
1216-17] Her bir kotu huyunu bir diken bil; dikenler, kac keredir,ayagini
yaraladi. [II, 1243] Ya baltayi al, ercesine vur; Ali gibi su Hayber'in kapisini
sok-gitsin. Ya da su dikeni gul fidani haline getir; atesi sevgilinin isigi
haline sok. Sok da onun isigi senin atesini sondursun; onunla kavusmak dikenini
gul bahcesi yapsin. [II, 1247-49] I rahmet suyunun kaynagi(ysa) mu'mindir; Ab-i
hayat, ihsan sahibinin tertemiz canidir. [II, 1256 ] Beden agacinin kokune kurt
dustu... Onu sokup atese atmak gerek. Kendine gel a yolcu, kendine gel...Aksam
oldu; omur gunesi kuyuya dusmek uzere. Gucun kuvvetin varken su iki guncegiz
olsun, kocaligini comertlik yolunda harca. [II, 1267-69] DEVAMI... Duygu gozu
attir; binense Tanri isigi; zati binen olmadikca at ise yaramaz ki. Tanri isigi,
duygu isigina biner de can, ondan sonra Tanri'yi diler. Tanri isiginin bindigi
duyguya yonel; duygunun sahibidir o guzelim isik. Duygu isigini Tanri isigi
bezerse bu, isik ustune isik olur. [II, 1289;1293;1295-6] El gizlidir; sen de
yazi yazan kalemi seyret... At doner-dolasir, eser-kosar da binici gizli. Bak
hele, ok ucuyor, yay gizli; canlar ortada da canlara can olan gizli. [II,
1306-7] Oku kirma, ofkeni kir; cunku ofke gozun, sutu kan sayiyor. Oku op de
padisaha gotur; o kanlara bulanmis, senin kaninla islanmis oku padisaha ilet.
[II, 1310-11] Hicbir ayna, tekrar demir olmadi; hicbir ekmek, varip harmanda
bugday olmadi. Hicbir uzum, artik koruk olmadi; Pis, ol da bozulmadan kurtul...
Yuru, Burhan-i Muhakkik gibi nur ol. [II, 1320-22] Seyh, Tanri gibi aletsiz
isler gorur, muridlere sozsuz dersler verir. [II, 1326] Gonul daglarindaki bu
ses, kimin sesi? Bu dag, kimi sesle dopdolu, kimi bom-bos. O, nerde olursa
olsun, hikmet sahibidir, ustandir. Ses su gonul dagindan eksik olmasin. [II,
1330-1] O'nun kupunun rengi, Allah boyasidir; o kupte hersey, bir renge boyanir.
Birisi o kupe dusse de sen ona kalk, cik kupen desen, nesesinden der ki: Beni
kinama, kup benim. O, kup benim demek, ben Hakk'im demektir; rengi ates rengidir
ama gene de demirdir o. [II, 1348-50] Meclise bulunan edepsiz, olmayanlardan
daha hostur; halka da egridir ama kapida degil mi ki? [II, 1363] Su, kirlenmis
kisiye, bana kos der; pis, kirli adamsa, sudan utaniyorum der. Su der ki: Bu
utanc, bensiz nasil gider? Bensiz, su pislik, nasil arinir? [II, 1369-70] Beden
havuzuyla gonul havuzu, birbirine bitisiktir; fakat "aralarinda bir berzah var;
birbirlerine karismazlar." [II, 1374] Canim ocaktir benim; atesle hostur arasi.
Ates yurdudur; bu yeter ocaga. [II, 1379] Gam, neseni arttirmaya basladi mi, can
bahceni guller, susenler kaplar. [II, 1382] Senin gibi hunerli kisinin vurdugu
zincirin her halkasi, bir baska cesit delilik verir. Her halkanin vergisi,
baska-baska hunerler. Eh, artik bana da her solukta bir baska cesit delilik ver.
[II, 1385-6] Insanin varligi bir ormandir; o solugu duymussan cekin su
varliktan. Varligimizda binlerce kurt, binlerce domuz; teimz-pis; guzel-cirkin
binlerce huy var. Buyruk, hangi huy ustunse onundur; madende altin, bakirdan
fazlaysa o maden, altin madenidir. Varliginda hangi huy ustunse; o huya sahip
olan hayvanin seklinde kopusman gerek. [II, 1419-22] Dostlara bak; nerde dostluk
belirtisi? Dostlara yara, can gibi gelir. Asik altina benzer, bela atese; halis
altin ates icinde hostur. [II, 1461;1464] Sunu bil ki padisah, padisahliga bos
veren kisidir; boyle kisinin isigi, Ay'la gunes olmasa da parlar durur. [II,
1472] DEVAMI... Demek gonlunu hangi dusunceye tapsirirsan tapsir; gizlice senden
birsey alip goturecekler. A isin ustune dusen, her ne elde edersen, hirsiz, o
yandan geliyor, emin birhalde calip gidiyor. Oyleyse en iyi olan isle oyalan da
senden, en bayagi seyi alip gotursun. [II, 1508-10] Sevgiden acilar tatilasir;
sevgi yuzunden bakirlar, altin olur. Sevgi yuzunden tortular durulur, arinir.
Sevgiden dertler sifa bulur, sagalir. Sevgiden, olu dirilir; sevgi yuzunden
padisah kul kesilir. Bu sevgi de, ilginin soncudur; sacmasapan seylere kapilan,
nasil olur da boyle bir tahta oturur? [II, 1532-5] Simsek cakar, soner; pek
vefasizdir; sen, arinmamissin da o yuzden sonup gideni olumsuz olarak kalandan
ayirdedemiyorsun. Simsek guler; kime guler? Soyle. O kisiye guler ki ona gonul
verir. [II, 1545-6] Akil, akil oldugundandir ki islerin sonunu gorur; sonu
gormeyen akil, nefis kesilir. [II, 1551] ....seni, halden hale dondurur-durur;
hem de halden hale dondururken ziddi da ziddiyla ortaya koyar. Boylece de iki
kanatli kus olursun; cunku a er, bir kanatli kus, ucamaz da ucamaz. [II,
1555;1557] Cakmagi gizlice cakiyorum dersen, gonulden gonule pencere yok mu
dersin? Sonunda, yaptigini pencereden gorur; gonul de, su sozune taniklik eder.
[II, 1590] Aklini basina al da, tovbe ederim, Tanri'ya siginirim deyip, bu umide
arkani dayayip suc etme, gunaha girme. Tovbeye de bir parlaklik gerek... Tovbeye
de bir simsek, bir bulut sart. Meyvaya hararet gerek, su gerek; bunun icinde
bulut gerek, simsek gerek. Gonulden simsek cakmaz, iki goz bulutu agmur
yagdirmazsa, korkutus, ofke atesi nerden yatisicak? [II, 1654-7] Gucun yettikce
ayrilik yoluna ayak basma; benim icin en hoslanilmayan sey, bosamaktir.
[II,1753] Kan, sehitlere sudan yegdir; bu yanlis, yuzlerce dogrudan ustundur.
[II, 1768] Ask seriati, butun dinlerden ayridir; asiklara seriat da Tanridir,
mezheb de Tanri. [II, 1771] Hic edep gozetme, sira arama... Daralmis gonlune ne
gelirse soyle. [II, 1785] Neyzen ney'e ufurur hani; bu soluk, bu ses, ney'in
harcidir da neyzenin degil mi? [II, 1795] DEVAMI... Tas tahtaya yazi yazacak
kisi, durmadan, dinlenmeden once onu ikar, siler; ondan sonra o harfleri yazar.
Tanri da gonlu kan haline getirir; horluk gozyasiyla yikar; ondan sonra da ona
sirlar yazar. [II, 1828-9] Agir yukun altina giren hammal, baskalarindan yuku
kapar. Hammallarin yuk icin savaslarini gor... Is icin calisip cabalamak
boyledir iste, seyret hele. [II, 1836-7] Cennet, tiksindigimiz seylerle
kaplanmistir; cehennemlerse sehvetlerimizle kaplanmis. [II, 1838] Sen Isa'ya
aci, esege acima; tabiati, aklina bas etme. Tabiati birak da zari-zari aglasin;
sen ondan al da can borcunu ode. Yillardir, esege kul oldun; yeter artik; cunku
esege kul olan, esegin ardindan gider. [II, 1855-7] Fakat Isa'nin esegi, gonul
huyunu aldi; akillilarin duraginda durak sahibi oldu. Cunku akil ustundu; esek
arik... Sisman olan, iri olan, esege bindi mi, esek busbutun ariklasir. A esek
degerli, aklinin arikligindan bu perperisan esek, ejderha kesildi. [II, 1859-61]
...akilli birinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasindan iyidir. Peygamber,
akildan dogan dusmanlik, bilgisizinseviyesinden daha iyidir demistir. [II, 1878]
Esek, esekliginden, sahibinden kacar; sahibi de yaratilisi iyi oldugundan pesine
duser onun. Bir fayda umidiyle, bir ziyan korkusuyla pesine dusmez; bir kurt,
yahut baska bir yirtici canavar, onu paralamasin diye kosar. [II, 1900-1] Arslan
kesilmis bir erin avi, sevgidir, aciyistir; dunyada ilac, hastadan baska
kimsecigi aramaz. Nerde bir dert varsa deva oraya gider; neresi alcaksa su,
oraya akar. Sana aciyis suyu gerekse yuru, alcal; ondan sonra da aciyis sarabini
ic, sarhos ol. Ey ogul, ta basadek, rahmet icinde rahmet var; bir tek rahmeti
yeter bulma. A yigit, gokyuzunu bile al ayaginin alinta; gogun ustunden gelen
nagmeleri dinle. [II, 1939-42] Can ayagindan beden bukagisini coz, cikar da
toplum cevrende donsun, dolassin. Nekeslik zincirini elinden, boynundan at... Su
kohne felekte yepyeni bir baht elde et. [II, 1949-50] Duzenini gordun ya, bir de
o duzen nerden geldi? Yuru de baslangica dogru git. Asagilik dunyada ne varsa
yucelerden gelmistir; hadi, gozunu yucelere dik. [II, 1973-4] Yucelere bakmak,
once goz kamastirir ama goze isik verir, aydinlik bagislar. Gozunu aydinliga
alistir; yarasa degilsen o yana bak.Isin sonunu gormek, senin isiginin
belirtisidir; icinde bulundugun sehvete dusmektense, gercekte, mezarindir senin.
[II, 1975-77] Hey gidi-hey... Basta donup kosan nice bilgiler, nice hunerler
vardir ki insan, onunla bas olmak isterken bas elden gider. Basinin gitmemesini
istiyorsan ayak ol; tasarruf sahibi, tedbir sahibi kutba sigin. [II, 1983-4] A
Tanri, su tas gonlu mum et; feryadini bir hos hale getir, acinmislardan et onu.
[II, 1993] Bir dertlinin tasi damdan dustu*... Ondan gercegi gizledik ama
gizlenmedi ki. Fakat bilgisize, dertten uzak dusene kac kere gosterdiler de gene
gormedi. Aynanin gonlu temiz olmali ki onda gorunen cirkin yuzu, guzel yuzden
ayird edebilesin. [II, 2061-3] Madem ki verdigin ilac, derdi arttiriyor; sen de
sozu, isteyene soyle; "Abese"** suresini okuyuver. [II, 2067] * : "Tasi damdan
dustu" sozu, bir adamin gizledigi bir seyin meydana ciktigini anlatan bir
sozdur. ** : Abese(1-4) : "Yuzunu eksitti ve dondurdu kor geldi diye. Belki o,
arinacaktir, ne bilirsin? Yahut da ogut alacaktir da ondan yararlanacaktir."
DEVAMI... "Insanlar madenlerdir" sozunu hatirlasana; bir maden olur ki
yuzbinlerce madenden degerlidir. Gizli kalmis la'l madeni, akik madeni,
yuzbinlerce bakir madeninden daha iyidir, daha ustundur. A Ahmed, burda malin
faydasi yok... Askla, dertle, dumanla dopdolu gonul gerek burda. [II, 2077-9] O
sandi ki bana cefa etti; hayir aynamdan tozu sildi-supurdu o. [II, 2094] Iki
kisi bagdasti, uzlasti mi, hic suphe yok ki aralarinda, birlestikleri birsey
vardir. Kus, kendi cinsinden olmayanla nasil ucar? ... [II, 2101-2] Bulbullere
yarasan yer, cayirlik-cimenliktir; bokboceginin en guzel yurdu da pisliktir.
[II, 2116] Degil mi ki dunyada define var, yorulma, incinme... Ancak hic bir
yikik yeri de bos sanma. Ne olur, ne olmaz de de her dervisin yanina var; bir
belirti buldun mu da iyice saril, don-dolas cevresinde. Degil mi ki can gozu yok
sende; her varlikta bir define um. [II, 2147-9] Kim, Tanri'yla oturmak dilerse
erenlerin huzurunda otursun. [II, 2164] Bir suphedir, saldi onlara; kandirdi
onlari... Ah, arkadaslardan ayrilmamak gerek. [II, 2181] Ruyada nice sasilacak
seyler aydinlanir; gonul, ruyada pencere gorur. Uyanikken guzel bir ruya goren
kisiyse ariftir; onun bastigi topragi, gozune cek. [II, 2237-8] Agri-sizi,
definedir; aciyislar ordadir; deri yirtildi mi ic tazelenir. [II, 2263]
Boylesine akil sahibi olmadansa bilgisiz olmak daha yeg; eli delilige vurmak
gerek. Faydani nerde goruyorsan kac ondan. Zehir ic, Ab-i hayati dok gitsin. Kim
seni overse sov o kisiyi. Sermayeni, kazancini muflise borc ver. Eminligi birak,
korkulu yere var. Ardan, hayadan vazgec; ruva ol, adin, apacik rezile ciksin.
Ben uzagi dusunen akli sinadim; bundan boyle kendimi deli divane edecegim ben.
[II, 2332-236] Bir de eren, tutar da deliligi kendisine perde ederse, a kor, onu
nerden taniyabilirsin sen? Fakat tam inanc gozun aciksa, her tasin altinda bir
cavus seyret. [II, 2350-1] Duyanin tiksintisinden feryad eden bilgi, taklitten
meydana gelmis, bellemekle elde edilmis bilgidir. Yem icin, yiyecek icin
ogrenilmistir, aydinlanmak icin degil. O bilgiyi elde etmek isteyen kisi gibi o
bilgi de asagilik dunya bilgisidir. Onu elde etmek isteyen, halkin geri
kalanlarini, ileri gidenlerini elde etmek icin ister; su dunyadan kurtulmak icin
degil. Bu cesit adam, fare gibi her yana delikler deler; fakat isik, onu surdu
mu, kapidan el ceker-gider. [II, 2433-6] Sozde kalan bilgi, cansizdir;
alicilarin yuzlerine asiktir o. Bahse girisildigi zaman o bilgi, degerli gorunur
ama alicisi olmadi mi, olur-gider. Benim musterim Tanri'dir, "Allah satin
almistir" buyrugunca odur beni yucelere ceken. [II,2440-2] Yarabbi, bu bagis
bizim haddimiz degil; senin lutfun bu; zaten gizli lutuf sana layik. Elimizi
tut; bizi, bizim elimizden satin al; perdeyi kaldir; perdemizi yirtma bizim.
Bizi, su pis nefsin elinden satin al; cunku bicagi, kemigimize dayandi artik.A
taci-tahti olmayan padisah, bizim gibi caresizden bu pek guclu bagi kim cozecek?
Ey sevgi bagislayan, merhamet veren Tanri, bu cesit saglam kilidi, senin
lutfundan baska ne acabilir?Biz, kendimizden sana bas cevirir, sana yuz tutariz;
cunku sen bize, bizden de yakinsin. Bu dua da senin bagisin, bunu da sen
ogrettin bize; yoksa kulhanda ne diye gul bahcesi bitsin? [II, 2447-2453]
DEVAMI...
|